Uzun yıllar süren unutulmuşluk ve ihmal nedeniyle kötü bir duruma düşen Büyükada Rum Yetimhanesi, nihayet yeniden hayat bulma umudu taşıyor.
Adalar Belediye Başkanı Erdem Gül, sosyal medya üzerinden yaptığı duyuruyla, bu tarihi binanın kurtarılması adına hayata geçirilecek yeni projelerin hız kazanmış olduğunu müjdeledi.
Başkan Gül, “Büyükada Rum Yetimhanesi binasını kurtaracak çalışmalar hız kazandı” diyerek, sürecin önemli bir aşamaya geldiğini ifade etti.
Dünya’nın en büyük ahşap yapısı olarak bilinen Rum Yetimhanesi için yapılan çalışmalarda, vatandaşlar, sanatçılar ve Yunan Ortodoks Hıristiyanları’nın ruhani liderleri bir araya gelerek ortak bir güç birliği oluşturdu.
Bu iş birliği ile, yıllar süren ihmalin ardından tarihi yapıyı tekrar toplumla buluşturmayı amaçlıyorlar.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından yürütülen dijital belgeleme projesi, BİMTAŞ şirketi aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Proje kapsamında, ahşap yapının durumu lazer tarayıcılar ve drone gibi modern teknoloji ile inceleniyor.
Bu çalışmalar sonucunda, binanın dijital bir kopyası oluşturulurken, yapının detaylarına ilişkin kapsamlı fotoğraflar da çekilerek belgeleniyor. Patrikhane de, projeye dahil olarak yapının yeni kullanım alanları hakkında fikir oluşturma sürecine katkı sunacak.
Restorasyonun planlandığı tarihler arasında belirtilen 2022, Avrupa’nın en çok tehdit altındaki miras alanları listesine alınmasının ardından heyecan verici bir gelişme olarak öne çıkıyor.
Ancak, restorasyon çalışmaları için gerekli olan yaklaşık 40 milyon Euro’luk bütçenin, bir bağış kampanyası aracılığıyla toplanması gerektiği de unutulmamalı.
Büyükada Rum Yetimhanesi’nin mülk sahibi ve Patrikhane temsilcisi olan Laki Vingas, restorasyon süreci hakkında önemli bilgiler paylaştı. Vingas, “Yetimhanenin acı bir geçmişi oldu. İstanbul’un kültürel mirasının bir parçası olarak, bu yapıyı koruma sorumluluğumuz var.
Büyükada Rum Yetimhanesi binasını kaybetmemeliyiz ve onu yaşatmanın yollarını bulacağız” dedi.
Büyükada’da Manastır Tepesi’nde konumlanan bu tarihi yapı, 206 odasıyla dikkat çekiyor ve Fransız-Osmanlı mimarı Vallaury tarafından tasarlandı.
1898-1899 yılları arasında bir otel olarak inşa edilen bina, zamanla el değiştirmiş ve Eleni Zarifi isimli bir Rum kadın tarafından satın alınmıştır. 1902 ile 1960 yılları arasında yetimhane olarak kullanılan yapı, 1960 yılından bu yana ise sahipsiz kalmış durumda.
Şimdi ise, yeni projelerle bu tarihi yapının yeniden hayata kazandırılması hedefleniyor.