Sevgili Heybeliadalılar ve adalarımızın dostları, 1 Kasım Cuma günü Heybeliada’da düzenlenen önemli bir etkinliği sizlerle paylaşmanın heyecanını yaşıyorum.
Heybeliada Hüseyin Rahmi Gürpınar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin konferans salonunda, Türk Tarih Kurumu’nun organize ettiği “Heybeliada: Tarih, Medeniyet ve Adalet” paneli ve sergisi, katılımcıların yoğun ilgisiyle gerçekleşti.
Özellikle öğrencilerin katılım gösterdiği bu etkinlikte, Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik Turan ve Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Güray Kırpık gibi kıymetli isimler, dinleyicilere hitap ettiler.
Panelin ana konusu, Heybeliada’nın tarihi ve bu bağlamda Heybeliada Ruhban Okulu oldu.
Genç katılımcılara tarihi belgeler üzerinden milli bilinç kazandırma amacı gütmekle birlikte, Ruhban Okulu meselesinin Türkiye Cumhuriyeti açısından siyasi bir malzeme olarak nasıl kullanıldığına dair önemli bilgiler paylaşıldı. Prof. Dr.
Refik Turan, Heybeliada’nın güzelliklerine dair duygularını ifade ederek, devlet olmanın ve medeniyet sahibi olmanın her toplum için kolay olmadığını söyledi.
Bu düşünceleri güçlü bir şekilde paylaşarak, Türk milletinin tarih boyunca nasıl bir devlet yapısına sahip olduğunu vurguladı.
Konuşmasında, Türk hakimiyetinin köklerinin Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethine kadar gittiğini belirten Turan, Fener Rum Patrikhanesi’nin kuruluşunu da örnek gösterdi.
1919-1923 yılları arasındaki Milli Mücadele döneminde adalıların huzur içinde yaşadığına dikkat çekerken, İzmir’in Yunan işgali sonrası ortaya çıkan dini, etnik ve siyasi sorunların Ruhban Okulu meselesini etkilediğini ifade etti.
Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Güray Kırpık, Heybeliada Ruhban Okulu sorununun tarihsel süreçte nasıl şekillendiğini anlatarak, 19. yüzyılın ikinci yarısında bu konunun gündeme geldiğini aktardı.
1815 Viyana Kongresi sonrasında bazı büyük devletlerin, Osmanlı topraklarındaki azınlıkların haklarını koruma bahanesiyle sürekli taleplerde bulunduğunu belirtti. Kırpık, 1844 yılında Ruhban Okulu’nun inşasına da değinerek, I.
Dünya Savaşı öncesinde bu okuldan mezun olan bazı kişilerin ayrılıkçı faaliyetlerde bulunduğunu vurguladı.
Ankara Üniversitesi’nden Prof. Dr. A. Hikmet Eroğlu ise, Ruhban Okulu’nun uluslararası mesele haline getirildiğini ve Türkiye’nin bu duruma karşı nasıl bir tutum sergilediğini dile getirdi.
Avrupalı devletlerin, Fener Rum Patrikhanesi’ni “ekümeniklik” iddiasıyla Rusya’ya karşı kullanma çabalarına dikkat çekti. Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Ayten Sezer Arığ, eğitim konusuna odaklanarak, savaşların çoğunun din ekseninde geliştiğine vurgu yaptı.
Osmanlı döneminde “Osmanlılık” kimliğinin oluşturulma çabalarına da yer verdi.
Panelin son konuşmacısı Dr. Öğretim Görevlisi Hakan Gökpınar, Ruhban Okulu’nun kapanmadığını, aksine kendi iradesiyle öğrenci almayı durdurduğunu belirterek, bu durumun eğitim sürecine ara vermekle ilgili olduğunu ifade etti.
Heybeliada Ruhban Okulu’nun tarih boyunca milli meseleler ve değişen koşullar çerçevesinde nasıl kullanıldığını açıkladı.
Panelin ardından düzenlenen sergide, Rum Patrikhanesi’nin bölücü faaliyetlerine dair arşiv belgeleri ve resmi yazışmalara yer verildi. Etkinliğe katılan birçok adalı, panelin tarihi bir öneme sahip olduğunu vurguladı.
Heybeliada Ruhban Okulu, günümüzdeki işlevinin ötesinde, tarihi bir derinliğe sahip. Ümit Tepesi’nde yer alan bu yapı, zengin kütüphanesi ve tarihi el yazmalarıyla dolu bir ilim merkezi olarak varlığını sürdürüyor.
Gelecekte, tüm peygamberlerin ve Hz. İsa’nın barış ve sevgi dili hâkim olduğunda, Heybeliada Ruhban Okulu’nun gerçek misyonuna kavuşacağı inancıyla, tüm adalılara ve ada dostlarına sevgi ve selamlarımı iletiyorum.