1850’lerin ortalarında Kızılderili Reis Seattle, ABD Başkanı Franklin Pierce’e bir mektup kaleme aldı. Bu mektup, Washington’daki liderin Kızılderili topraklarını satın alma isteğine karşılık olarak yazılmıştı.
Seattle, başkanın dostluk vurgusu yapan sözlerine yanıt vererek, gerçek dostluğun ne anlama geldiğini sorguladı. Mektubunda, “Sizler dostluğumuza ihtiyaç duymadığınızı biliyoruz,” diyerek duygularını dile getirdi.
Reis, toprakların özelliğini ve kutsallığını anlatırken, “Gökyüzünü veya toprakların sıcaklığını nasıl satabilirsiniz?” sorusunu yöneltti. Ona göre, doğanın güzellikleri ve insan ruhuyla olan bağı düşünüldüğünde, bu topraklar sadece maddi bir değer taşımaktan öteydi.
“Bilin ki, Kızılderili’nin anıları ağaçların özsuyunda saklıdır,” diyerek bu toprakların manevi önemine vurgu yaptı.
Seattle, insanların ruhsal bağlantısını hayvanlarla ilişkilendirerek, “Hayvanların başına gelen, insanın da başına gelecektir,” dedikten sonra, Kızılderili kültürünün öğretilerine dikkat çekti. “Toprak bizim anamızdır ve ona tükürülmez.
İnsan, hayat dokusunun içindeki bir liftir,” diyerek doğaya karşı saygıyı ön plana çıkardı.
Başkanın toprak satın alma isteği üzerine düşündüğünde, Seattle, bu talebin absürtlüğünü vurguladı. “Bir kağıt parçasını imzaladığımızda her şeyi yapabileceğini mi zanneder beyaz adam?” diye sordu. Bu noktada, doğanın değerinin parayla ölçülemeyeceğini vurguladı.
“Son buffalo da öldüğünde, tekrar nasıl satın alabilirsiniz?” diyerek maddiyatın geçiciliğine dikkat çekti.
Mektubun ilerleyen kısımlarında, beyaz adamın geçici bir iktidara sahip olduğunu belirtti ve insanların bir gün bu topraklardan gideceğini öngördü. “Hepimiz aynı büyük ruhtan geliyoruz. Beyazlar da bir gün bu topraklardan gidecek,” dedi.
Seattle’ın sözleri, doğanın ve insanlığın ortak kaderini sorgulayan derin bir anlayışla doluydu.
Seattle, insanların doğayla olan ilişkisini yeniden tanımladığında, “Bu dünya kutsaldır,” diyerek çağrıda bulundu. Kendi kültürel değerlerine sahip çıkarak, başkalarına da bu toprakları korumalarını önerdi.
“Bu toprakları ve üzerindeki canlıları çocuklarınız için koruyunuz,” dediği cümlelerle geleceğe dair umut dolu bir mesaj verdi.
Mektubun sonunda, Seattle, “Eğer biz teklifinizi kabul edersek, bu sadece yeni toprakları güvence altına almak içindir,” diyerek hem bir yanıt hem de bir sorgulama sundu.
White man, doğanın ruhunu anlayamazsa, yalnızca hayatta kalma mücadelesinin başlangıcı olan yeni bir döneme adım atmış olacağını belirtti. Bu mektup, doğanın değerini koruma ve insanlığın ortak kaderini anlama üzerine derin bir mesaj taşıyor.